Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, artan kredi borçlarının çözümünün, yeni istihdam ve gelir artışı ile sağlanabileceğini söyledi. Finansal ürünlerin çeşit ve karmaşıklığının arttığını kaydeden Yılmaz, İnsanlar yaptıkları işlemlerin etkisini az da olsa bilmeli dedi.
Merkez Bankası Başkanı Duruş Yılmaz, batık kredi ve kredi kartları ile ilgili sıkıntıların, insanlara yeni iş bularak ve gelirlerini artırarak çözülebileceğini söyledi. Toplumda kredi kartları, çekler ve tüketici kredileriyle ilgili bazı kesimlerde sorunlar olduğuna dikkat çeken Yılmaz, İstihdam ve gelir artışı sağlandıktan sonra sorunlar ortadan kalkacak değil. İnsanların mali istikrara alışmaları, eğitimli olmaları, yaptıkları işlemlerin nasıl bir etki doğuracağını üç aşağı beş yukarı bilmeleri gerek. Biz bunu finansal eğitim olarak görüyoruz dedi.
Merkez Bankası, Samsun Sanayi ve Ticaret Odası (STSO) ve Dünya Gazetesi tarafından Samsun'da düzenlenen Para Politikaları konulu konferansta konuşan Yılmaz, bireylerin yatırım ve kredi kararlarını verirken bilgi sahibi olmaları ve finansal ürünleri amacına uygun kullanmaları gerektiğini söyledi. Merkez Bankası'nın finansal istikrar eğitim konusunda üzerine düşeni yapacağını belirten Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da müfredata tüketicinin eğitilmesi konusunda gerekli ilaveleri yapmakla görevlendirildiğini söyledi.
Büyüme son çeyrekte pozitife dönecek
Yılmaz, vergi indirimlerinin etkisiyle mart ayından itibaren stok eritme sürecinin hızlandığını belirterek, iç talepte gözlenen canlanmanın tüketim talebinin öne çekilmesinden kaynaklandığının altını çizdi. Reel kesim ve ve tüketici güven endekslerinin artış eğilimine girmesinin önümüzdeki dönemde ekonomide kısmi bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ettiğini belirten Yılmaz şöyle konuştu:
Geçen yılın kasım ayından itibaren gerileyen tüketici kredileri, son haftalarda ılımlı bir artış eğilimine girdi. Ancak, zayıf seyreden yatırım eğilimi nedeniyle işletme kredilerinin gerilemeye devam ettiği ve toplam kredi hacmindeki düşüşün mayıs ayında da sürdüğü görülüyor. Son dönemde politika faizlerindeki indirimler ve alınan mali tedbirler sonrasında içinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğinde ülkemizde yurtiçi talebin göreli olarak istikrar kazanabileceğini ve son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif olacağını öngörüyoruz
Enflasyonda düşüş hızlanabilir
Önceki gün açıklanan mayıs ayı enflasyon verilerinin Merkez Bankası'nın faiz indirimlerini destekler nitelikte olduğunu da belirten Yılmaz, ocak ayından itibaren orta vadeli enflasyon beklentilerinde kayda değer bir iyileşme yaşandığını belirtti. Yılmaz, enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceğini kaydederek kısa vadede enflasyondaki düşüşün hızlanacağı tahmininde bulundu.
Fiyat istikrarının temel olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, istihdamın ve ekonomik büyümenin bu şekilde sağlanabileceğini söyledi. Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin de Türkiye'nin kısa vadeli dış borcunu karşılayacak seviyede olduğunu hakkında bilgi verdi.
Krizden çıkış yavaş olacak
Yılmaz, yatırım ve istihdam göstergelerinin, mevcut krizden çıkısın yavaş ve kademeli olacağına işaret ettiğini belirterek, son dönemde küresel ekonomiye ilişkin beklentilerde kısmi de olsa bir toparlanma yaşandığını ifade etti. 1994 ve 2001 krizlerinin ardından iktisadi faaliyette hızlı bir toparlanma yaşandığını hatırlatan Yılmaz, Ancak yaşanan ekonomik krizde hızlı bir toparlanma beklenmemeli.
Mevcut krizden çıkış yavaş ve kademeli olacak. Kısa vadede toplam talepte belirgin bir ivmelenme yaşanmayacak diye konuştu. Yılmaz, insanların artık daha az para harcadığını ve tasarrufa yöneldiğini belirterek, varlık fiyatlarında görülen sert düşüşler ve geleceğe ilişkin olumsuz beklentilerden dolayı şiddetli bir talep daralmasının yaşandığını ifade etti.
İndirimlerin etkisi yaza
Geçen yıl kasım ayında başlayan faiz indirimlerinin bu yazdan itibaren ekonominin canlanmasına olumlu katkı yapacağını söyleyen Yılmaz, Türkiye'deki finansal koşulların alınan önlemler sonucunda, benzer durumdaki ekonomilere kıyasla son dönemde daha ılımlı bir seyir izlediğini belirtti.
Yılmaz, Mevcut göstergeler, gelecek 3 ay içinde, beklenen siparişlerde bir toparlanma yaşandığına ve 2009 yılının ikinci çeyreğinde sanayi üretiminin istikrar kazanacağına işaret ediyor diye konuştu. Yılmaz, ÖTV indirimi ile stokların eritildiğini belirterek, bundan sonra tüketilen stoklar için üretim yapılacağını, bunun da ekonomiye olumlu etkisinin olacağına işaret etti.
Kredi notunun üstünde direnç
Türkiye'nin kredi notunun 2B olduğuna ve bunun yatırım yapılması riskli ülkelere verildiğine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye'nin finans sistemi krize, kredi notunun ima ettiğinden çok daha fazla direnç gösterdi dedi. Kriz boyunca Türkiye'nin risk priminde gerçekleşen artışın diğer birçok yükselen piyasa ekonomisinin gerisinde kaldığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
Birçok ülkenin bankacılık sektörü, bu ülkelerin finansal sistemleri üzerinde yüksek oranda baskı oluştururken, Türkiye'de ise bu baskı düşük seviyelerde kaldı. Kriz karşısında dayanıklılığı artıran temel unsur, finansal sistemimin sağlam ve istikrarlı yapısıdır. Banka bilançolarında sorunlu yabancı menkul kıymetlerin bulunmaması ve sermaye yeterlilik oranlarının yüksek seviyesi, Türkiye'de kredi piyasalarının daha erken normalleşmesine destek verecek. Yılmaz, yaşanan ekonomik krize rağmen Türkiye'de bugüne kadar bankacılık sistemi için bir tedbir paketine ihtiyaç duyulmadığına da işaret ederek, bankacılıkla ilgili çok nazik bir algılamanın olduğunu, bu yüzden de son derece dikkatli ve ihtiyatlı olunması gerektiğinin altını çizdi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder