banka kredi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
banka kredi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2009 Perşembe

100 Milyar Dolarlık 22 Bin Aileye Özel Hizmet

Bankalar çok parası olan müşterilerine yönelik ayrıcalıklı hizmetler sunuyor.

Türkiye'de bazı bankaların, belli bir tutarın üzerinde varlığı bulunan müşterilere hizmet vermek amacıyla bünyesinde kurduğu private banking (özel bankacılık) bölümlerinin sayısı her geçen gün artıyor.

Hizmetlerin giderek çeşitlendiği özel bankacılık bölümlerinde müşterilere, portföy yönetiminden yatırım, sanat, servet, vergi ve mirasa kadar pek çok danışmanlık hizmeti sunuluyor. Belli yerlerdeki sağlık ve kültür harcamalarında indirim, hava limanlarındaki lounge'lardan ücretsiz yararlanma imkanlarını da kapsayabilen hizmetler, seçilmiş bazı şubelerde müşterilere öncelikli ve birebir verilebiliyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye'de en az bir milyon dolara sahip aile sayısının 22 bine yakın olduğu ve bu ailelerin toplam servetinin 100 milyar doların üzerinde bulunduğu ifade ediliyor. Özel bankacılık yönetimi altında bireysel müşteriler için 15 milyar dolarlık bireysel varlık yönetildiği tahmin ediliyor.

Türkiye'de önemli bir potansiyel arz eden özel bankacılık, önümüzdeki yıllarda kişisel servet artışına dair beklentiler paralelinde gelişmeye ve büyümeye açık bir bankacılık alanı olarak değerlendiriliyor.

Türkiye İş Bankası Özel Bankacılık İş Birimi, 100 bin TL üzerinde finansal varlığı bulunan ve banka toplam varlığı içinde önemli bir paya sahip olan 80 binin üzerindeki özel bankacılık müşterisinin 26 milyar lirayı aşan varlığını yönetiyor.

İş Bankası'nda 400 bin TL üzerinde varlığı bulunan özel bankacılık müşterilerine yönelik olarak da ''Privia'' markası altında bir sadakat programı yürütülüyor. Tanıtıcı bir kimlik kartı niteliğindeki Privia Kart'a sahip müşteriler, yurt içi ve dışındaki tüm şubelerde öncelikli ve birebir hizmet alıyor.
Yapı Kredi Private Banking, yaklaşık 14,5 milyar dolarlık portföyü yönetiyor.
Kurumsal ve bireysel olmak üzere 3 bine yakın müşterisi bulunan Akbank, kurumsal müşterilerle birlikte 10 milyar dolar civarında bir varlığı yönetiyor.

İŞ BANKASI'NDAN ''PRIVIA'' SADAKAT PROGRAMI

Türkiye İş Bankası'nda özel bankacılık faaliyetleri, Türkiye'nin gelir dağılımına uyumlu olarak mevcut şube ağından seçilmiş şubelerin içerisinde konumlandırılmış özel bankacılık bölümlerinde 2004 yılından bu yana sürdürülüyor. 2007 yılında da banka genelinde yaşanan değişim projesinin bir yansıması olarak Özel Bankacılık İş Birimi kuruldu.
İş Bankası yetkilileri, İş Birimi'nin, karşılıklı güvene dayanan uzun süreli banka-müşteri ilişkisini esas alarak çok yönlü hizmet modeli anlayışı çerçevesinde kişiye özel finansal çözümler ve farklılaştırılmış hizmetler sunmayı hedeflediğini belirtti.

Yetkililer, Özel Bankacılık İş Birimi'nin, 100 bin TL üzerinde finansal varlığı bulunan ve banka toplam varlığı içinde önemli bir paya sahip olan 80 binin üzerindeki özel bankacılık müşterisinin 26 milyar lirayı aşan varlığını yönettiğini bildirdi.

Özel bankacılık hizmetlerinin, müşterilerinin beklenti ve ihtiyaçları paralelinde yapılandırılmış ürünlerin yanı sıra, farklı yatırım alternatiflerinin ve bankacılık ürünlerinin kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla sunumuna yönelik olduğunu, hizmetlerinin genel olarak varlık ortalamalarının toplamı 100 bin lira üzerindeki müşterilerini kapsadığını anlatan yetkililer, şunları kaydetti:
''Bununla birlikte 400 bin TL üzerinde varlığı bulunan özel bankacılık müşterilerimize yönelik olarak da Privia markası altında bir sadakat programı yürütülmektedir. Tanıtıcı bir kimlik kartı niteliğindeki Privia Kart'a sahip müşteriler, yurt içi ve yurt dışı tüm şubelerimizde öncelikli ve birebir hizmet almaktadır. Uygulamanın ayrıcalıkları kapsamında müşterilerimiz kendilerine özel geliştirilen yatırım seçenekleri olarak A ve B Tipi Privia Değişken Yatırım Fonları'na sahip olabilmektedir. Kart sahibi müşteriler, Anadolu Hayat Emeklilik tarafından Privia Kart sahiplerine yönelik oluşturulan Grup Emeklilik Planı'na da dahil olabilmektedir. İş Bankası grup şirketlerinden Bayındır Hastanesi ile geliştirilen işbirliği çerçevesinde sağlık hizmetlerinden indirimli yararlanmakta ve aynı zamanda protokol hizmeti almaktadırlar. Hava limanlarında bulunan Millenium Lounge hizmetinden beraberlerinde sınırsız sayıda refakatçiyle yararlanabilmekte ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan eserlere indirimli sahip olmaktadırlar.''
Yetkililer, özel bankacılık müşterilerine, şubelerinde portföylerindeki sınırlı sayıda müşteriye hizmet veren müşteri ilişkileri yöneticileri tarafından her türlü geleneksel bankacılık hizmet ve ürünlerinin yanı sıra, müşterilerinin risk profiline uygun olarak yapılandırılmış ürünler de dahil geniş yatırım seçenekleri sunulduğunu bildirdi.

Özel bankacılık müşterilerine etkin, hızlı ve kaliteli hizmetin müşteri gizliliği prensibi gözetilerek sunumu amacıyla da İstanbul, Ankara ve İzmir'de belirli şubelerin bünyesinde konumlandırılmış, konfor ve müşteri mahremiyeti gözetilerek özenle tasarlanmış 22 özel bankacılık hizmet alanı bulunduğunu belirten yetkililer, sadece özel bankacılık müşterilerine hizmet sunmak üzere uzmanlaşmış İstanbul Özel Bankacılık Şubesi'nin de bu yıl faaliyete başladığını söyledi.

İş Bankası yetkilileri, Türkiye'de yönetilen özel bankacılık fon büyüklüğünün net olarak saptanamamakla birlikte toplam hane halkı sayısı içinde varlıklı ve çok varlıklı kesimin oranına bakıldığında özel bankacılığın, hali hazırda önemli bir potansiyel arz ettiğini, önümüzdeki yıllarda da kişisel servet artışına dair beklentiler paralelinde gelişmeye ve büyümeye açık bir bankacılık alanı olarak değerlendirildiğini ifade etti.

YAPI KREDİ'DEN SANAT VE MİRAS DANIŞMANLIĞI

Yapı Kredi Özel Bankacılık ve Varlık Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Erhan Özçelik de Yapı Kredi'nin 1998 yılından beri müşteri gruplarına göre farklılaştırılmış hizmet anlayışını benimsediğini, yıllar içinde bu yaklaşımını geliştirerek özel bankacılık alanında farkını daha da belirginleştirdiğini ve lider konumunu güçlendirdiğini ifade etti.

Özçelik, Yapı Kredi bünyesinde kurulan Özel Bankacılık ve Varlık Yönetimi bölümünün Yapı Kredi Private Banking markası ile yüksek varlıklı müşterilere hizmet verdiğini, bu hizmetlerin yüksek varlık sahibi her tür müşteri profiline hitap eden yatırım ürünleri ve danışmanlığını kapsadığını, müşteri birikimlerinin maksimum getiri anlayışıyla yönetilirken, uzman müşteri temsilcileri aracılığıyla yurt içi ve dışı piyasaların takip edildiğini ve yatırımcılara alternatif ürünler sunulduğunu anlattı.

Yapı Kredi Private Banking'in bugün 31 özel bankacılık merkezi ve şubesinde, 18 şubedeki özel bankacılık hizmet noktasında 200'ün üzerinde müşteri temsilcisi adedine ulaşmış olan geniş bir kadro ile müşterilerine hizmet verdiğini bildiren Özçelik, ''Yapı Kredi Private Banking olarak, yaklaşık 14,5 milyar dolarlık portföyü yönetiyoruz. Bu rakam, bankanın bireysel varlığının yüzde 30'a yakın kısmına denk geliyor. Bu pay mevduatlarda yüzde 25'leri bulurken, bazı ürünlerde yüzde 50'nin üzerine çıkabiliyor'' diye konuştu.
Piyasada bu alanda gittikçe artan rekabeti de göz önünde bulundurarak stratejilerini oluşturduklarını, farklı müşteri segmentlerine göre farklılaştırmış özel hizmetler tasarladıklarını anlatan Özçelik, yüksek varlıklı müşteri kitlesine sunulan portföy danışmanlığı ile geniş ürün gamından müşterilerinin ihtiyaçlarına en uygun olanları seçerek yatırımlarına en çok kazandıracak kişiye özel finansal çözümler sunduklarını söyledi.

Özel portföy yönetimi ile müşterilerinin risk tercihi ve yatırım alışkanlıklarına uygun varlıklarını yönettiklerini ifade eden Özçelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Yapı Kredi Private Banking olarak, müşterilerimizin ihtiyaçlarını göz önünde tutarak vergi danışmanlığı hizmeti de sunuyoruz. Bu konuda Ernst & Young firması ile işbirliği yapıyoruz. Her yıl müşterilerimize vergi mevzuatı ve değişiklikleri ile ilgili bilgilendirmek amacıyla Türkiye'nin çeşitli illerinde vergi seminerleri düzenleyerek vergi konusundaki uzman kişileri müşterilerimizle buluşturuyoruz. Türkiye'de bir ilke imza atarak Mayıs 2007'de sanat danışmanlığı hizmetini başlattık. Sanata ilgi duyan, koleksiyon sahibi ya da koleksiyonerliğe yeni başlayacak olan müşterilerimize ihtiyaç duydukları tüm danışmanlık hizmetlerini veriyoruz. Yapı Kredi Private Banking olarak, bu alandaki gücümüzü bünyemizde bulunan Yapı Kredi Kültür Sanat ve Yayıncılık şirketinden alıyoruz. Sanat danışmanlığı kapsamında müşterilerimize sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp global hizmet vermeyi amaçlıyoruz. Bu konuda engin tecrübesi olan Unicredit'in ve dünyaca ünlü müzayede evi Christie's'in desteği ile çalışmalarımıza devam ediyoruz.''

Miras danışmanlığında Türkiye'de önemli bir açığı dolduracaklarını düşündüklerini kaydeden Özçelik, ''Miras hukuku varlıklı müşterilerimizin bile çok bilgi sahibi olmadığı, eksik bilgi nedeniyle çeşitli sorunlar yaşadığı bir konu. Miras planlaması yaparken konunun hukuk ve vergi açısından değerlendirilmesi için müşterilerimizi konusunda uzman danışmanlarımızla bir araya getiriyoruz. Konuyla ilgili hukuk büroları ve akademisyenlerle görüşme halindeyiz. Sadece birebir danışmanlık değil, aynı zamanda bilgilendirme amaçlı da çeşitli seminerler düzenlemek 2009 planlarımız arasında...'' şeklinde konuştu.

KİŞİYE ÖZEL BANKACILIK

Akbank Private Banking'den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Fikret Önder, Mart 2001'den bu yana tamamen kişiye özel alternatifler bekleyen yatırımcılar için geliştirilmiş hizmetler sunduklarını, Türkiye'de ''ilk özel bankacılık şubelerini'' Akbank'ın açtığını söyledi.

Önder, her biri sınırlı sayıda müşteriye hizmet veren özel müşteri yöneticilerinin, değişen koşullara göre sürekli kişiye özel revize edilen yatırım stratejileriyle müşterilerine hizmet verdiğini ifade ederek, ''Kurumsal ve bireysel olmak üzere 3 bine yakın müşterimiz bulunuyor. Yaklaşık olarak, kurumsal müşterilerle birlikte 10 milyar dolar civarında bir varlığı yönetiyoruz'' dedi.

Akbank Private Banking olarak, bankacılık hizmetleri, yatırım danışmanlığı, portföy yönetimi ve servet danışmanlığı olmak üzere 4 ana kolda müşterilerine hizmet verdiklerini anlatan Önder, portföy yönetiminin, Akbank Private Banking müşterilerine Ak Portföy A.Ş'nin sunduğu özel bir hizmet olduğunu belirtti.
Servet danışmanlığının ise 5 milyon TL üzeri varlığa sahip kişiler ve aileler için yeni bir segment olduğunu, aile servetinin korunması ve gelecek nesillere en uygun şekilde aktarılması misyonu çerçevesinde hizmet verildiğini kaydeden Önder, şöyle devam etti:
''Akbank Private Banking olarak, son 2 yıldır sunmakta olduğumuz sanat danışmanlığı hizmetimiz kapsamında yatırım aracı olarak sanat eseri seçiminde yön göstererek değerlendirme yapılmasının yanı sıra, sanat piyasaları, gelişen sanat trendleri ve yeni sanat eğilimleri ile ilgili bilgilendirme yapıyoruz. Sanat danışmanlığı konusunda müşterilerimize en iyi hizmeti sunabilmek için Sotheby's Müzayede Evi ile bir işbirliği gerçekleştirdik. Bu işbirliği çerçevesinde hizmet ağımızın kapsamını genişleterek, ekspertiz hizmeti, müzayede satış bilgilendirme hizmeti, Sotheby's müzayedeleri öncesi sergi gezi imkanı ve müzayede davetiye ve katalog gönderimi gibi değişik alternatifleri müşterilerimize sunmaya başladık.''

2008 sonuna kadar müşteri ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan rahat ve modern toplam 7 şubeleri bulunduğunu, bunların İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Bursa'da faaliyet gösterdiğini, 2009 başından bu yana açtıkları yeni şubelerle bu sayıyı 11'e çıkardıklarını bildiren Önder, özel bankacılık alanındaki potansiyele değinirken de, şöyle dedi:
''En az 1 milyon dolara sahip aile sayısı 22 bine yakın. Bu ailelerin toplam serveti 100 milyar doların üzerinde. Özel bankacılık yönetimi altında bireysel müşteriler için 15 milyar dolarlık bireysel varlık yönetildiği tahmin ediliyor. 2010 yılına kadar kişi sayısında yüzde 20 artış beklentisi bulunmakta.''

DENİZBANK ÖZEL BANKACILIK MERKEZİ

Denizbank Özel Bankacılık Grup Müdürü Cem Önenç ise, Denizbank Özel Bankacılık Merkezi'nin, özel müşterilerinin 150 bin dolar ve üstü bireysel birikimlerini en iyi şekilde değerlendirmek, istekleri ve beklentilerine göre hizmet vermek üzere Eylül 2004'de kurulduğunu bildirdi.

Önenç, ''Denizbank Özel Bankacılık, finansal piyasalarda yapılan tüm işlemlerde müşterilerinin risklerini yönetmesine yardımcı olur, ihtiyacına uygun ürünü sunar, bankalar arası piyasalarda işlem yapabilme olanağı sağlayarak müşterilerinin piyasalardaki anlık hareketlerden ve fiyat avantajlarından yararlanabilmesini sağlar, global finansal danışmanlık yapar, kişiselleştirilmiş hizmet ve kişiye özel çözümler sunar, düzenlemiş olduğu çeşitli organizasyonlarla müşterilerinin yanında olur'' diye konuştu.
Cem Önenç, 2009 yılı itibariyle 10 adet özel bankacılık merkezleri bulunduğunu, bunların 5'inin İstanbul'da, 5'inin de Anadolu'da yer aldığını bildirdi.

2000'li yılların başından itibaren Türkiye'deki varlıklı kesimin alternatif yatırım araçlarına yöneldiğini ve son 5 yıldır Türkiye'nin, özel bankacılık alanında büyümede hızlı yol aldığını belirten Önenç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Uluslararası araştırma ve danışmanlık şirketi Boston Consulting Group'un Global Servet 2006 raporuna göre, Türkiye'de serveti bir finans kurumu tarafından işletilen en az bir milyon dolara sahip aile sayısının 20 bin 700 adet olduğu tahmin ediliyor. Bu veriler ve özel bankacılık alanında gelişen uzmanlık ve hizmet kalitesi, önümüzdeki yıllarda Türkiye'de özel bankacılığın giderek artan bir rekabete doğru gelişim yaşayacağını gösteriyor. Varlıklarını farklı yatırım araçları ile değerlendirmek isteyen, yurt içi ve dışı piyasaları yakından takip eden ve birkaç özel bankacılıktan aynı anda hizmet alan bir müşteri profili oluşmuş durumda. Bu profilin büyüklüğünün, tüm dünya piyasalarında yaşanan faiz düşüşleri ve farklı yatırım araçlarından getiri elde etme yönelimi ile artması beklenmektedir.''

''BANKALARIN MEVDUATININ YÜZDE 10-15'LİK KISMI ÖZEL BANKACILIKTA''

Fortis Bank Türkiye Perakende Bankacılık Grubu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Mendi de, özel müşterilerine 1 Mart 2008'den bu yana Varlık Yönetimi Bölümü ile hizmet verdiklerini, söz konusu bölümün üst gelir grubuna dahil ettikleri müşterilerinin yaklaşık yüzde 5'ine hizmet sunduğunu anlattı.

Mendi, müşterilerine türev piyasalar ürünleri, yapılandırılmış ürünler, kişiye özel ürünler, hisse senedi işlemleri ve para piyasası ürünleri sağladıklarını ifade ederek, ''7 bölge müdürlüğümüzde bulunan çalışanlarımızla tüm şubelerimize hizmet veriyoruz'' dedi.

Özel bankacılık müşterilerinin özellikle tutsat (mortgage) ürünleri ve türev işlemlere yönelik limit kredileri kullandığını anlatan Mendi, Türkiye'de büyüklük olarak bakıldığında bankaların toplam mevduatının yüzde 10-15'lik kısmının bu kapsamda (özel bankacılık) değerlendirildiğini, faizlerin düşmesiyle birlikte özel bankacılık ürünlerine daha fazla ihtiyaç duyulacağını, bu nedenle ürün çeşitliliğinin artacağını düşündüklerini kaydetti.

HSBC'DEN YATIRIM ALANINDA PROFESYONEL HİZMET

HSBC Özel Bankacılık'tan Sorumlu Grup Başkanı Ebru Öncü de banka bünyesinde Özel Bankacılık Bölümü'nün Ağustos 2006'da kurulduğunu, özel bankacılık müşterilerine tüm konvansiyonel bankacılık hizmetlerinin yanı sıra, yatırım alanında profesyonel hizmet verildiğini, bu kapsamda aktif finansal danışmanlık, ürün tavsiyeleri, piyasa analizleri ve portföy yönetimi gibi tüm yatırıma dayalı hizmetlerin yer aldığını bildirdi.

Özel bankacılık bünyesinde müşterilere fiyatlama avantajı, düşük komisyon ve düşük marjlı çalışabilme imkanları sunulduğunu belirten Öncü, HSBC Özel Bankacılık olarak, üst gelir grubunda varlıklarının yüksek olduğunu görebildiklerini söyledi.

Öncü, Türkiye'de özel bankacılığın son 5 yılda ivme kazandığını ifade ederek, ''Türkiye'de özel bankacılık bünyesinde toplam portföy büyüklüğünün 20 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Sektörde tüm rekabetçilerdeki en büyük trend hizmet ağı genişletilmesi yönündedir'' dedi.

7 Haziran 2009 Pazar

Kiralarda Uzmanları Şaşırtan Artış

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Işıl Dinçer, 3 ay önce kiraların dibe vurduğunu belirterek, ''Şimdi üç ay önceki rakamlara göre bazı bölgelerdeki kiralarda yüzde 20'lere varan artış var'' dedi.

Dinçer, dünyada yaşanan, ardı arkası kesilmeyen olumsuz gelişmelerin Türkiye'yi de etkilediğini ve bunun her zamanki gibi inşaat ve gayrimenkul sektörüne de yansıdığını anlattı.

Kira rakamlarının, son bir yıllık süreçte aşağı doğru inen bir süreç izlediğine işaret eden Dinçer, bazı bölgelerde kiralarda yüzde 10 gibi küçük düşüşler göze çarparken, bir çok bölgede bu oranların yüzde 20'leri bulduğunu, hatta yüzde 30'ları gördüğünü kaydetti.

Dinçer, bu dönemde Ataşehir'deki kiralarda düşüşün yüzde 15-25, Bostancı'da yüzde 10-20, Üsküdar'da yüzde 20-25, Kadıköy'de yüzde 15-20, Beşiktaş'ta yüzde 15-20 ve Bakırköy'de yüzde 10-20, Beylikdüzü'nde ve Şişli'de yüzde 5-10 civarında olduğunu söyledi.

-''BAHAR HAVASI SATIŞLARDAN ÖNCE KİRADA HİSSEDİLDİ''-

Son iki ayda İMKB'de de gözlemlenen, gerek uluslararası gerek yurt içi piyasalarda da gündeme oturan ''dibi gördük mü?'' beklentilerinin gayrimenkul piyasasında da bir anda iyimser bir hava beklentisine sebep olduğunu ifade eden Dinçer, bu bahar havasının gayrimenkul satışlarından önce kira rakamlarında kendisini hissettirmeye başladığını belirtti.

''Kiralarda inanılmaz bir artış var. Sebebini henüz çözebilmiş değiliz açıkçası'' diyen Dinçer, şunları kaydetti:

''Her zamanki gibi arzın kısıtlı olduğu ve prestijli bölgeler bundan ilk etkilenen bölgeler olarak göze çarpıyor ve ortalama yüzde 10-15'lik bir iyimserlikten bahsedilse de bir kaç bölgede kiralardaki artış oranının yüzde 20'leri bulduğunu görmek mümkün. Üç ay önce kiralar dibe vurmuştu. İşlemler bir sene önceki kiralanan rakamların altında gerçekleşiyordu. Şimdi üç ay önceki rakamlara göre bazı bölgelerdeki kiralarda yüzde 20'lere varan artış var.''

-''SATIŞ İÇİN ÜMİTLER BİR BAŞKA BAHARA KALDI''-

Konut satışlarında ise şu anda ciddi bir artıştan söz edemediklerini söyleyen Dinçer, ''Konut satışları bu iyimserlikten ne kadar bir pay aldı diye düşünecek olursak, bunun için ümitlerin bir başka bahara kaldığını söylemek daha gerçekçi olacak'' diye konuştu.

5 Haziran 2009 Cuma

Batık Kredilerin Çözümü Bulundu

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, artan kredi borçlarının çözümünün, yeni istihdam ve gelir artışı ile sağlanabileceğini söyledi. Finansal ürünlerin çeşit ve karmaşıklığının arttığını kaydeden Yılmaz, İnsanlar yaptıkları işlemlerin etkisini az da olsa bilmeli dedi.

Merkez Bankası Başkanı Duruş Yılmaz, batık kredi ve kredi kartları ile ilgili sıkıntıların, insanlara yeni iş bularak ve gelirlerini artırarak çözülebileceğini söyledi. Toplumda kredi kartları, çekler ve tüketici kredileriyle ilgili bazı kesimlerde sorunlar olduğuna dikkat çeken Yılmaz, İstihdam ve gelir artışı sağlandıktan sonra sorunlar ortadan kalkacak değil. İnsanların mali istikrara alışmaları, eğitimli olmaları, yaptıkları işlemlerin nasıl bir etki doğuracağını üç aşağı beş yukarı bilmeleri gerek. Biz bunu finansal eğitim olarak görüyoruz dedi.

Merkez Bankası, Samsun Sanayi ve Ticaret Odası (STSO) ve Dünya Gazetesi tarafından Samsun'da düzenlenen Para Politikaları konulu konferansta konuşan Yılmaz, bireylerin yatırım ve kredi kararlarını verirken bilgi sahibi olmaları ve finansal ürünleri amacına uygun kullanmaları gerektiğini söyledi. Merkez Bankası'nın finansal istikrar eğitim konusunda üzerine düşeni yapacağını belirten Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da müfredata tüketicinin eğitilmesi konusunda gerekli ilaveleri yapmakla görevlendirildiğini söyledi.

Büyüme son çeyrekte pozitife dönecek

Yılmaz, vergi indirimlerinin etkisiyle mart ayından itibaren stok eritme sürecinin hızlandığını belirterek, iç talepte gözlenen canlanmanın tüketim talebinin öne çekilmesinden kaynaklandığının altını çizdi. Reel kesim ve ve tüketici güven endekslerinin artış eğilimine girmesinin önümüzdeki dönemde ekonomide kısmi bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ettiğini belirten Yılmaz şöyle konuştu:

Geçen yılın kasım ayından itibaren gerileyen tüketici kredileri, son haftalarda ılımlı bir artış eğilimine girdi. Ancak, zayıf seyreden yatırım eğilimi nedeniyle işletme kredilerinin gerilemeye devam ettiği ve toplam kredi hacmindeki düşüşün mayıs ayında da sürdüğü görülüyor. Son dönemde politika faizlerindeki indirimler ve alınan mali tedbirler sonrasında içinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğinde ülkemizde yurtiçi talebin göreli olarak istikrar kazanabileceğini ve son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif olacağını öngörüyoruz

Enflasyonda düşüş hızlanabilir

Önceki gün açıklanan mayıs ayı enflasyon verilerinin Merkez Bankası'nın faiz indirimlerini destekler nitelikte olduğunu da belirten Yılmaz, ocak ayından itibaren orta vadeli enflasyon beklentilerinde kayda değer bir iyileşme yaşandığını belirtti. Yılmaz, enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceğini kaydederek kısa vadede enflasyondaki düşüşün hızlanacağı tahmininde bulundu.

Fiyat istikrarının temel olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, istihdamın ve ekonomik büyümenin bu şekilde sağlanabileceğini söyledi. Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin de Türkiye'nin kısa vadeli dış borcunu karşılayacak seviyede olduğunu hakkında bilgi verdi.

Krizden çıkış yavaş olacak

Yılmaz, yatırım ve istihdam göstergelerinin, mevcut krizden çıkısın yavaş ve kademeli olacağına işaret ettiğini belirterek, son dönemde küresel ekonomiye ilişkin beklentilerde kısmi de olsa bir toparlanma yaşandığını ifade etti. 1994 ve 2001 krizlerinin ardından iktisadi faaliyette hızlı bir toparlanma yaşandığını hatırlatan Yılmaz, Ancak yaşanan ekonomik krizde hızlı bir toparlanma beklenmemeli.

Mevcut krizden çıkış yavaş ve kademeli olacak. Kısa vadede toplam talepte belirgin bir ivmelenme yaşanmayacak diye konuştu. Yılmaz, insanların artık daha az para harcadığını ve tasarrufa yöneldiğini belirterek, varlık fiyatlarında görülen sert düşüşler ve geleceğe ilişkin olumsuz beklentilerden dolayı şiddetli bir talep daralmasının yaşandığını ifade etti.

İndirimlerin etkisi yaza

Geçen yıl kasım ayında başlayan faiz indirimlerinin bu yazdan itibaren ekonominin canlanmasına olumlu katkı yapacağını söyleyen Yılmaz, Türkiye'deki finansal koşulların alınan önlemler sonucunda, benzer durumdaki ekonomilere kıyasla son dönemde daha ılımlı bir seyir izlediğini belirtti.

Yılmaz, Mevcut göstergeler, gelecek 3 ay içinde, beklenen siparişlerde bir toparlanma yaşandığına ve 2009 yılının ikinci çeyreğinde sanayi üretiminin istikrar kazanacağına işaret ediyor diye konuştu. Yılmaz, ÖTV indirimi ile stokların eritildiğini belirterek, bundan sonra tüketilen stoklar için üretim yapılacağını, bunun da ekonomiye olumlu etkisinin olacağına işaret etti.

Kredi notunun üstünde direnç

Türkiye'nin kredi notunun 2B olduğuna ve bunun yatırım yapılması riskli ülkelere verildiğine dikkat çeken Yılmaz, Türkiye'nin finans sistemi krize, kredi notunun ima ettiğinden çok daha fazla direnç gösterdi dedi. Kriz boyunca Türkiye'nin risk priminde gerçekleşen artışın diğer birçok yükselen piyasa ekonomisinin gerisinde kaldığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

Birçok ülkenin bankacılık sektörü, bu ülkelerin finansal sistemleri üzerinde yüksek oranda baskı oluştururken, Türkiye'de ise bu baskı düşük seviyelerde kaldı. Kriz karşısında dayanıklılığı artıran temel unsur, finansal sistemimin sağlam ve istikrarlı yapısıdır. Banka bilançolarında sorunlu yabancı menkul kıymetlerin bulunmaması ve sermaye yeterlilik oranlarının yüksek seviyesi, Türkiye'de kredi piyasalarının daha erken normalleşmesine destek verecek. Yılmaz, yaşanan ekonomik krize rağmen Türkiye'de bugüne kadar bankacılık sistemi için bir tedbir paketine ihtiyaç duyulmadığına da işaret ederek, bankacılıkla ilgili çok nazik bir algılamanın olduğunu, bu yüzden de son derece dikkatli ve ihtiyatlı olunması gerektiğinin altını çizdi.

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Suyunun Suyunu Satma Bitiyor

Yüzyılın başından beri defalarca köpürüp sonra da büyük bir gürültüyle patlayan ABD ekonomisine Obama yönetimi yeni temeller atmaya kararlı görünüyor. Yeni ABD ekonomisinin temellerini ise daha iyi okullar, alternatif enerji kaynakları, etkin bir sağlık sistemi ve sıkı bir şekilde denetlenen Wall Street oluşturacak.

Son dönemlerde çok sık gündeme gelen "ABD ekonomisinde finans sektörü küçülecek" tartışmalarına Başkan Obama "Ekonominin atardamarı bankacılık sistemini korumaya devam edeceğiz. İşyerlerini finanse etmek, tüketicilerin otomobil, ev alabilmeleri için ihtiyaçları olan krediyi kolayca bulabilmelerini sağlayan sistem sürecek. Bunların hiçbiri değişmeyecek. Ama sağlıklı bir bankacılık sistemimiz olacak. Değişecek olan ise kredilerimizin yarısını elinde tutan banka dışı sektör olacak" diyor.

Yuppiler hoşlanmayacak

Ama Obama, milyon dolarlık bonuslar alıp bir tabak bifteğe gözünü kırpmadan 100 dolar ödeyen 25 yaşındaki yuppilerin bu durumdan hoşlanmayacağını da sözlerine ekliyor. ABD Başkanı, aslında son 10-15 yılda Wall Street'te olup bitenlerin, Silikon Vadisi'nde bir dönem inanılmaz paralar kazanan genç beyinlerin bu durumlarını devam ettiremeyip, ünlü dot.com çöküşünden çok farklı olmadığına da dikkat çekiyor. Bugün Silikon Vadisi'nin yine güçlü olduğunu söyleyen Obama, Wall Street'in de yine güçlü olacağını ama bugünkü gibi büyüklüğünün ekonominin yarısını oluşturmayacağını, 70'li, 80'li yıllardaki düzeyinde olacağını belirtiyor. Bunun da ekonomideki kaynakların başka sektörlere de aktarılacağı anlamına geleceğine dikkat çekiyor.
Ve Obama, ülkemiz için de geçerli olan şu çok önemli saptamayı yaparak "Biz matematikte başarılı her üniversite öğrencisinin türev piyasalarında ticaret yapan biri olmasını istemiyoruz. Biz onların bazılarının mühendislik eğitimi almasını, bazılarının da bilgisayar program tasarımına gitmesini istiyoruz" diyor.
Başkan'ın kısa bir süre önce kendisiyle yapılan özel bir röportajda dile getirdiği bu niyetlerin hayata geçmeye başladığı da görülüyor. Amerikan basını çarşamba günü, Obama yönetiminin türev piyasalarını gözetim altına alacak yeni bir kurum, yeni bir otorite oluşturacak yasal düzenlemeler için Kongre'nin hızla harekete geçmesini istediğini duyurdu.
Türev piyasaları ABD'deki krizin en büyük sorumlusu olarak görülüyor ve onlarca yıldır doğru dürüst denetime tabi tutulmuyor. Yeni yapılacak düzenlemeye borsalarda işlem gören türev türleri, takas bankların da dahil edilmesi isteniyor. Böylece türev piyasalarına ürün sokmak ve bunların alım satımı pahalı hale getirilmeye çalışılıyor. Krizin en önemli nedenlerinden birinin de türev piyasalarındaki denetim eksikliği olduğunu düşünen ABD yönetimi yeni konacak kurallarla hem bu piyasaların şeffaflaşacağını hem de şirketlerin türev ürün satımına ve ellerinde tutacakları türev kâğıt miktarına sınır getirmeyi amaçlıyor.

800 trilyon dolarlık piyasa

Türev piyasaları ilk geliştiği yıllarda hayli küçüktü. Sistem en genel hatlarıyla örneğin ev kredisi veren bir bankanın, alımı için kredi verdiği eve koyduğu ipotek karşılığı tahvil, bono vb bir ürün çıkarıp bunu uzman hedge fonlara satması, onların da bu gelirlere dayanarak uluslararası piyasalarda başka fonlara yatırım yapması, onların da Japon ev kadınlarına yüksek faizli bonolar satması gibi yöntemlerle işliyor.
Ancak geçen sürede kaldıraç işlevi gören bu ürünlerin piyasaları öylesine bir patlama yaptı ki, İsviçre'deki Bank of International Settlements'ın hesaplarına göre, geçen yıl dünyada türev piyasalarında işlem gören kontratların değeri 800 trilyon doları aştı. ABD borsa ve finans piyasalarının kalbi Wall Street'in motoru son yıllarda türev piyasaları oldu. Ancak türev piyasalarındaki ürünlerin gerçek değerini bilmek mümkün değil. Yatırımcılardan, analistlerden ve denetçilerden bunlar gizleniyor. Halka açık borsalarda, işlem gören kuruluşların yaptıkları her işin en küçük detaylarına kadar hesabını vermek zorunda oldukları yerlerde türev ürünler açık bir şekilde işlem görmüyor.

Yeni bir düzen kurulacak

Aslında düzgün bir şekilde işlese türev piyasalarda gelecekteki risklerden korunmak için son derece yararlı ürünler var. Örneğin ihracatçısınız. Mayıs ayında sattığınız ürünün bedelini ağustosta alacaksınız. Ama doların üç ay sonraki değerini bilemediğiniz için fiyat vermekte zorlanıyorsunuz. İşte burada future piyasalarından yararlanabiliyorsunuz. Hesabınızı yapıp üç ay sonra gelecek dolarınızı X liradan bozduğunuzda kârlı olacağınızı gördüğünüzde malınıza fiyat koyabiliyorsunuz. Sonra da türev piyasasına çıkıp ağustos vadede dolarınızı o fiyattan satmayı taahhüt ediyorsunuz.

Bir de ithalatçı düşünelim. Üç ay sonra yapacağı ödeme için doların ne olacağını bilemiyor. O da hasabını yapıp üç ay sonra belli bir fiyattan alım garantisini arıyor. Türkiye'de Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası bu işleri yapıyor. VOB'un piyasasında alıcı ve satıcı buluşturuluyor. Artık hemen her banka ve aracı kuruluş VOB işlemleri yapıyor. Böylece gelecekte dolar ne olacak diye uykularınız kaçmadan işinize gücünüze bakmanız mümkün oluyor.

O nedenle ihracatçılar, sigorta şirketleri ya da hava yolu şirketleri gelecekteki riskten korunmak ya da zararlarını minimuma indirmek için türev piyasalarından yoğun bir şekilde yararlanıyor.
Ama dünyada türev piyasaları suyunun suyunu satmaya döndüğü için tarihin en büyük krizlerinden birine yol açtı.

Şimdi bu piyasaların yeni kurallara bağlanması için ilk adım Amerika'da atılıyor. Sanırız bütün dünyada benzeri bir eğilim olacak ve türev piyasalarında da yeni bir düzen kurulacak