Krizin etkisini artırdığı 2008 ekim sonundan bu yana kredi hacmi daralan bankaların, batık kredileri ise yüzde 60 arttı.
Batık kredi oranı yüzde 5,5'a çıkarken bu oran kredi kartında yüzde 9,5 oldu.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve reel sektör tarafından, kredi vermemek ve yüksek kâr etmekle suçlanan bankalar, verdikleri kredileri tahsil etmekte zorlanıyor.
Küresel krizin etkisini artırdığı Ekim 2008 sonundan 15 Mayıs'a kadar geçen sürede bankaların batık kredi oranı yüzde 3,3'ten yüzde 5,5'e fırladı.
Bu dönemde tüketici kredilerindeki batık oranı yüzde 1,9'dan 3,3'e, kredi kartında batık oranı yüzde 6,5'ten yüzde 9,5'a, taksitli ticari kredilerdeki batık oranı ise yüzde 3,8'den yüzde 7'ye çıktı.
Tüketici, kredi kartı ve taksitli ticari kredilerde batık tutarı 6.5 ay içinde yüzde 60,5 oranında artarak 8.4 milyar liraya fırlarken bu tutar kamu bankalarında yüzde 53,2 artarak 1.1 milyar liraya, özel bankalarda yüzde 61 artarak 5 milyar 166 milyon liraya, yabancı bankalarda ise yüzde 63,4 artarak 2 milyar 141 milyon liraya ulaştı.
Kamular frene basmadı.
Bankaların tüketici, kredi kartı ve taksitli ticari kredilerden oluşan kredi portföyü 31 Ekim 2008'den 15 Mayıs'a kadar geçen sürede yüzde 2,5 oranında azalarak 150.6 milyar liraya indi. Bu dönemde kamu bankalarının kredi hacmi yüzde 4,4 artarak 35.7 milyar liraya çıkarken özel bankaların kredi hacmi ise yüzde 6 azalarak 80.8 milyar liraya indi. Yabancı bankaların kredi hacmindeki daralma ise yüzde 0,6'da kaldı.
Tüketici kredilerinin yüzde 1,6 oranında azalarak 81.8 milyar liraya gerilediği 6.5 aylık dönemde, kamu bankalarının tüketici kredileri yüzde 7,2 arttı. Özel bankaların tüketici kredileri yüzde 6,5, yabancı bankaların ise yüzde 2,8 daraldı.Bankaların kredi kartı alacakları yüzde 2,8 artarak 33.2 milyar liraya çıkarken kamu bankalarının kredi kartı alacakları yüzde 17, özel bankaların yüzde 0,3, yabancı bankaların ise yüzde 7,2 arttı. Bankaların taksitli ticari kredilerinin yüzde 9,1 oranında daralarak 35.6 milyar liraya düştüğü 6.5 ay içinde, kamu bankalarının söz konusu kredileri yüzde 8,7, özel bankaların yüzde 11,2, yabancı bankaların ise yüzde 3,1 daraldı.
Tüketici kredileri dönmüyor.
Bankaların tasfiye olunacak tüketici kredileri yüzde 69,4 oranında artarak 2.7 milyar liraya çıktı. Kamu bankalarının batık tüketici kredileri yüzde 75,5 oranında artarak 411 milyon liraya çıkarken özel bankaların batık tüketici kredileri yüzde 65,8, yabancı bankalarınki ise yüzde 73,4 arttı.
Bankaların kredi kartındaki batıkları yüzde 49,8 artarak 3 milyar 185 milyon liraya ulaşırken bu oran kamu bankalarında yüzde 31, özel bankalarda yüzde 53, yabancı bankalarda ise yüzde 46 oldu. Bankaların batık taksitli ticari kredileri de yüzde 65,9 oranında artarak 2.5 milyar lirayı aşarken kamu bankalarının söz konusu kredilerdeki batık tutarı yüzde 46, özel bankaların yüzde 67, yabancı bankalarınki ise yüzde 94,7 yükseldi.
Batık oranı yükseliyor.
Bankaların batık kredilerinin toplam kredilere oranı yüzde 3,3'ten yüzde 5,5'e çıktı. Bu oran kamu bankalarında yüzde 2'den yüzde 3'e, özel bankalardan yüzde 3,7'den 6,4'e, yabancı bankalarda ise yüzde 3,8'den yüzde 6,2'ye yükseldi. Tüketici kredilerinde batık oranı yüzde 1,9'dan yüzde 3,3'e çıkarken, bu oran özel bankalarda yüzde 2,3'ten yüzde 4,1'e, kamu bankalarında yüzde 0,9'dan yüzde 1,5'e, yabancı bankalarda ise yüzde 2,4'ten yüzde 4,3'e çıktı.
Kredi kartındaki batık oranı ise sektör genelinde yüzde 6,5'ten yüzde 9,5'e çıkarken yabancı bankalarda bu oran yüzde 8,4'ten yüzde 11,5'e fırladı. Özel bankaların kredi kartlarındaki batık oranı yüzde 5,9'dan yüzde 9'a çıkarken, kamu bankalarında bu oran yüzde 7,1'den yüzde 8'e çıktı.
Taksitli ticari kredilerdeki batık oranı da yüzde 3,8'den yüzde 7'ye çıktı. Bu oran kamu bankalarında yüzde 5,2'den yüzde 8,3'e, özel bankalarda 3,8'den 7,3'e, yabancı bankalarda ise yüzde 2,5'ten yüzde 5,1'e fırladı.
banka kredi banka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
banka kredi banka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Mayıs 2009 Çarşamba
20 Mayıs 2009 Çarşamba
İç Taleple Toparlanır, Krizi Dünyadan Önce Atlatırız

Merkez Bankası Başkanı Yılmaz alınan tedbirler ve faiz indirimlerinin etkisiyle yurtiçi talebin artacağını belirtti. Yılmaz ‘Ekonomimizdeki toparlanma, küresel ekonomiden daha erken başlayabilir’ dedi.
MERKEZ Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ‘Son dönemde politika faizlerindeki indirimler ve tedbirler sonrasında, içinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğinde ülkemizde yurtiçi talebin göreli olarak istikrar kazanabileceğini ve son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif rakamlara geçeceğini öngörmekteyiz.
Türkiye ekonomisinde toparlanmanın küresel ekonomiye göre daha erken başlayabileceğini düşünüyoruz’ dedi. Yılmaz, Türkiye Finans Kulüp tarafından düzenlenen ‘Küresel Mali Kriz ve Merkez Bankası’ konulu toplantıya katıldı.
SON ÇEYREKTE POZİTİF BÜYÜRÜZ
SON haftalarda finans piyasalarında göreceli bir iyimserliğin yaşandığının görüldüğünü ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu: ‘ABD’de banka stres testleri sonuçlarının beklenenden olumlu gelmesi, iktisadi faaliyete ilişkin veriler ve şirket bilançoları, küresel krizin dip seviyelerinin görülmüş olabileceğine ve ekonomilerde canlanmanın beklentilerden daha erken başlayabileceğine yönelik algıları artırdı. Yılın ikinci çeyreğinde ülkemizde yurtiçi talebin göreli olarak istikrar kazanacağını ve son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif rakamlara geçeceğini öngörmekteyiz.
’FAİZ İNDİRİMİ ZAMANINDA YAPILDI
YILMAZ ‘Faiz indirimleri geç mi geldi?’ sorusu üzerine ‘Merkez Bankası iddia edildiği gibi o dönemdeki verilerden hareketle yaptığı politikaların tersini yapsaydı, faiz oranları indirimine başlasaydı bugün krizin maliyeti çok daha yüksek olacaktı’ dedi. Yılmaz, faiz indirimi kararının ekonomik aktiviteyi etkilemesinin 3 ay ile 9 ay arasında zaman alacağını, bugün indirdikleri faizin en erken 3, en geç 9 ay sonra etkisini göstereceğini söyledi.
AABankaları kredi vermeye zorlayamayız
MERKEZ Bankası Başkanı Yılmaz, bankaların kredilerin maliyetini neden düşürmediğine ilişkin olarak da, ‘Kredi piyasasında sıkılık devam ediyor. Fakat faiz indirimlerinden sonra ortaya çıkan diğer konjonktür gelişmeleri dikkate aldığımızda şu anda gerek tüketici kredilerinde, şirket kredilerinin faiz oranları dünyada likiditenin kuruduğu dönemin oldukça altında, ama olması gereken seviyede değil. Bu işler zorlamayla olmaz. Bunun bir çerçevesi var. O çerçeve içinde bize düşen görev mümkün olduğu kadar bankalarımızın kredi vermesini sağlayacak likiditeyi yerinde ve zamanında vermek. Biz de bunu yapıyoruz’ diye konuştu.
Bu kriz bütün ezberi bozdu.
MERKEZ Bankası Başkanı Yılmaz, eskiden Merkez Bankacılığının uyguladığı politikaların etkin olması için ‘Merkez Bankaları ketum olmalı, sürekli piyasayı şaşırtmalı ve zaman zaman şok dalgaları vermeli ve bu şekilde politikasının etkinliği artar’ denildiğini hatırlattı. Kendi dönemimde bu ezberin bozulduğunu dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Denildi ki ‘Para politikalarının etkin olabilmesi için merkez bankalarının şeffaf olması gerekir. Piyasayı önceden alacağı karar doğrultusunda yönlendirmesi gerekir.’ Öğrendiğimiz merkez bankacılığı bu ve ayrıca merkez bankaları fiyat istikrarından sorumlu olmalı. Ezber buydu. Krizde bu ezber cidden bozuldu. Şimdi sorulması gereken soru, ‘bu aynı mı kalacak’ Bu uluslararası platformlarda ciddi şekilde tartışılıyor. Bugünden ileriye doğru gittiğimizde bana sorduğunuz sorular farklı olacak. Biz enflasyonu tartışıyor olacağız. Önümüzdeki dönemde görebildiğim şu ki bazı kurallar yeniden yazılacak.
’Verginin yüzde 45’ini ücretliler ödedi
Gelir İdaresi verilerine göre 2008’de gelir vergisinin yüzde 44.88’ini ücretliler ödedi. Son 5 yılda ise ücretlilerden kesilen vergi, toplam gelir vergisinin yüzde 49’unu buldu.
İŞÇİ ve memurlar, son 5 yıllık dönemde maaşları üzerinden 76 milyar 537 milyon lira gelir vergisi ödedi. Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 2004-2008 döneminde işçi ve memur, maaşlarının önemli bölümünü stopaj yoluyla daha almadan gelir vergisi olarak devlete verdi. 2004 yılında işçi ve memurlardan 9 milyar 451 milyon lira, 2005 yılında 12 milyar 650 milyon lira, 2006 yılında 15 milyar 502 milyon lira, 2007 yılında da 18 milyar 991 milyon lira gelir vergisi alındı. Bu rakam 2008 yılında ise 19 milyar 942 milyon lira olarak belirlendi. Böylece 5 yıllık süreçte çalışanlardan stopaj yoluyla kesilen gelir vergisi tutarı 76 milyar 537 milyon lirayı buldu. 2008’de çalışanlar, vergi gelirlerinin yüzde 44.88’ini tek başlarına karşıladı.
AĞIR VERGİ YÜKÜ
BEŞ yıllık dönemde, ücretlilerden kesilen gelir vergisi de, toplam gelir vergisinin yüzde 48.84’ünü meydana getirdi. 2004-2008 döneminde devletin toplam vergi geliri 732 milyar 625 milyon lira oldu. Bunun da 156 milyar 726 milyon lirası gelir vergisinden sağlandı. 2008 yılında ise toplam gelir vergisinin yüzde 10.5’ini ücretlerden kesilen gelir vergisi oluşturdu. Böylece Türkiye genelinde toplanan her 100 liralık verginin 1.5 lirası ücret vergisi şeklinde tahsil edildi. İşçi ve memurların ödedikleri motorlu taşıtlar vergisi, ÖTV, katma değer vergisi, damga vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi ve harçlar da dahil edildiğinde ücretlilerin vergi yükü çok daha yukarılara çıktı.
Bu arada ücretliler için verilen muhtasar beyannamelerdeki asgari ücretli ağırlığı da dikkat çekti. Geçen 5 yıllık dönemde asgari ücretlilerin ödediği gelir vergisi toplamı 13 milyar liraya ulaştı. Buna göre, asgari ücretliler, toplam vergi gelirlerinin yüzde 1.87’sini karşıladı.
Gelir vergisinin yarısı ücretlilerden
Yıllar Beyanname Gelir vergisi Gelir vergisi Vergi gelirleri sayısı kesintisi (bin TL) içindeki payı (%)
2004 3.303.027 9.451.555 48,00 9,35
2005 4.255.357 12.650.588 55,44 10,61
2006 5.009.123 15.502.097 48,86 10,25
2007 5.585.344 18.991.154 49,90 11,10
2008 5.314.429 19.942.221 44,88 10,50
16 Mayıs 2009 Cumartesi
Kredi Daraldı İş Bankası 606 Milyon Lira Kár Etti

Türkiye İş Bankası, yılın ilk çeyreğinde 2008’in aynı dönemine göre yüzde 9.2’lik artışla 606 milyon lira net kar elde etti.
Bankanın aktif büyüklüğü yılın ilk 3 ayında yüzde 1.1 artarak 98 milyar 608 milyon liraya yükseldi. Özkaynakları yüzde 3,8 oranında büyüyerek 9 milyar 811 milyon liraya ulaşan İş Bankası’nın sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 15.4 oldu. Bankadan yapılan açıklamada, şu bilgiler verildi:"Küresel ekonomik krizin bir sonucu olarak, 2008 yılının son çeyreğinden itibaren Türkiye’de de ekonomik aktivitenin yavaşlamaya başlaması, kredi talebinde daralmaya yol açtı.
İş Bankası, temkinli ve seçici plasman politikası çerçevesinde reel sektöre finansman sağlamaya devam etti. Kredi portföyümüz bankacılık sektöründeki genel trende paralel biçimde yüzde 2.4 oranında gerileyerek 46 milyar 445 milyon lira seviyesinde oldu.
Kredi hacmindeki daralma ve olumsuz piyasa koşullarına bağlı olarak takipteki kredilerin toplam kredilere oranının yüzde 4.4’den yüzde 5.1 seviyesine çıktı. 2009’un ilk çeyreğinde de takipteki krediler için yüzde 100 karşılık ayrılması yönündeki politikanın sürdürülüyor
."Pazar payı yüzde 14.4
İş Bankası’nın mevduat pazar payını yüzde 14.4’e yükselttiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: " TL cinsinden tasarruf mevduatı, bu dönemde yüzde 3 büyüdü. Öte yandan, piyasa faizlerindeki gerileme, fonlama kaynaklarının kısa vadeli yapısı sebebiyle maliyetlere yansıdı ve 606 milyon TL net kár elde edildi.
Kárlılığın gelişimine net faiz gelirlerinin önceki 3 aylık döneme göre yüzde 15 büyümesinin yanı sıra, plasmanların yakından takip edilmesi ile faaliyet giderlerinde kontrol ve tasarrufa özen gösterilmesi önemli ölçüde katkı sağladı."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)