3 Haziran 2009 Çarşamba

En Fazla Bankacıyı İş Bankası İstihdam Ediyor



Personel sayısını son 3 ayda 529 kişi artırarak 21 bin 453 kişiye çıkaran İş Bankası, en fazla istihdam sağlayan banka oldu. Bugüne kadarki istihdam lideri Ziraat Bankası'da ise aynı dönemde çalışan sayısı yüzde 1 azaldı.

Küresel krizin etkisiyle kredi kanalları daralan bankalar şube ve personel sayısında yılın ilk üç ayında oldukça temkinli davrandı. Toplam 49 bankadan 25 bankanın çalışanında azalma olurken, 14 banka personel sayısını artırdı. Şube sayısında ise 10 banka artışa giderken, 29 bankanın şube sayısında ise değişim olmadı. Yılın ilk üç aylık döneminde 6 bankanın şube sayısında ise 2008 sonuna göre azalma yaşandı. Yılın ilk çeyreğinde sektör genelinde şube sayısında yüzde 0,41'lik artış olurken, personel sayısı yüzde 0,32 azaldı.
Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) açıkladığı sektörün ilk üç aylık verilerine göre, en fazla bankacıyı İş Bankası istihdam ediyor. Yılın ilk 3 ayında çalışan sayısını 2008 sonuna göre 529 kişi artırarak 21 bin 453 kişiye çıkaran İş Bankası, böylece Ziraat Bankası'nın liderliğini de elinden almış oldu. Buna karşılık Aralık 2008'de 21 bin 299 kişiyi istihdam eden Ziraat Bankası'nın çalışan sayısı ise 3 ayda yüzde 1 azalarak 21 bin 069 kişiye geriledi. Buna karşılık en fazla şubeye sahip olan banka ise 1.279 şube ile Ziraat Bankası oldu. Ziraat Bankası'nın şube sayısındaki en yakın rakibi ise 1.051 şube ile İş Bankası oldu.

Tekstilbank'ta % 18 azalma
Bankaların çalıştırdığı personel sayısında İş Bankası ve Ziraat'in ardından 3 ayda çalışan sayısını en çok artıran banka yüzde 3,47 ile Halk Bankası oldu. Halk Bankası'nın personel sayısı mart sonunda 16 bin 378'e çıktı. 4'üncü sıradaki Akbank'ın ise çalışan sayısı ilk 3 ayda 125 kişi azalarak 15 bine geriledi. Yılbaşından mart ayına kadar geçen sürede personel sayısını en fazla azaltan ise Tekstilbank oldu. Aralık sonunda 1.410 olan Tekstilbank'ın çalışan sayısı mart sonunda yüzde 18 azalarak 1.146'ya kadar geriledi. Citibank da aynı sürede çalışan sayısını 293 kişi azaltarak 2 bin 022'ye indirdi.

Halk Bankası 16 şube açtı
Yılın ilk üç ayında en fazla şubeyi Halk Bankası açtı. Varolan şubelerine 16 şube daha ekleyen bankanın toplam şube sayısı 638'e çıktı. Halk Bankası'nı ise 3 ayda 12 şube açan İş Bankası takip etti. İş Bankası 12 şube açarak 1.051 şubeye, şube sayısında lider olan Ziraat Bankası ise 10 şube açarak 1.279 şubeye ulaştı. Aynı dönemde ING Bank 8, Akbank 7, Garanti Bankası ve HSBC 2'şer şube açtı.
Çalışan sayısında azalmaya giden bankaların ise şube sayısında da düşüş oldu. En fazla şube kapatan banka, 11 şube ile Citibank olurken, Tekstilbank ve Yapı Kredi Bankası'nda kapanan şube sayısı 5 oldu.

Ziraat aktifte arayı açtı
Ziraat Bankası bu yılın ilk çeyreğinde 108 milyar 491 milyon TL aktif büyüklüğü ve 762 milyon TL net kâr ile bankalar arasında ilk sırada yer aldı. İş Bankası da bu yıl da 98 milyar 608 milyon TL aktif büyüklük ile sırasını korudu. 2008'de 71 milyar 981 milyon TL aktif büyüklük ile dördüncü sırada yer alan Garanti Bankası bu yıl 94 milyar 772 milyon TL ile üçüncü sıraya yükselirken, 651 milyon TL'lik net kâr ile ikinci sırada yer aldı. Akbank ise 85 milyar 47 milyon TL ile aktif sıralamasında dördüncü sıraya geriledi.

Yatırım bankaları rahat
ABD'de ve Avrupa'da krizde en çok başı ağrıyan yatırım bankaları, Türkiye'de oldukça iyi bir 3 ay geçirdi. İlk 3 ayda kredilerde en yüksek artışı yüzde 59'lük büyüme ile 62 milyon TL'ye çıkan GSD Yatırım Bankası sağladı. Aktif Yatırım Bankası'nda kredilerde yüzde 51, Diler Yatırım'da yüzde 17, Eximbank'ta yüzde 16, Türkiye Kalkınma Bankası'nda da yüzde 15'lik büyüme sağlandı.
Mevduat bankaları arasında ise, ilk çeyrekte kredileri en çok yüzde 23 ile Bank Mellat artırdı. Bu yılın başında yeniden yapılandırma programları kapsamında düşük faiz oranlı kredi sunan Halk Bankası ve Ziraat Bankası'nda ise kredilerdeki büyüme sırayla yüzde 5,2 ve yüzde 3 oldu. İlk çeyrekte kredileri en çok kısan bankalar ise yüzde 15 ile Finansbank, yüzde 12 ile Tekstil Bankası ve yüzde 9 ile Türk Ekonomi Bankası (TEB) oldu.
Yılın ilk 3 ayında mevduatını en çok artıran banka ise yüzde 99 artışla 554 milyon TL'ye ulaşan Deutsche Bank oldu. Bank Mellat mevduatlarını yüzde 76 artıran ikinci banka olurken, mevduatında en çok kayıp yaşayan banka ise yüzde 72'lik düşüşle 69 milyon TL'ye gerileyen Societe Generale oldu.

Kredi Kartıyla Ayda Ortalama 881 Lira Harcıyoruz

Bankalararası Kart Merkezinin (BKM) "Kart Monitör 2009 Araştırması" nda, Türkiye'de alışverişlerin yüzde 65'inin kartlarla yapıldığı ve kredi kartı ile aylık ortalama 881 TL harcandığı ortaya çıktı.



Banka ve kredi kartlarında davranış alışkanlıklarını belirlemek için 16 ilde yapılan araştırmada, gençlerin üniversite harçlarını, yetişkinlerini ise ev kiralarını kredi kartı ile ödemek istediği belirlendi. Tüketicilerin, kredi kartlarında en beğendiği ve kullandığı özelliklerin başında ise taksit uygulaması gelirken, her 10 kart kullanıcısından yedisi puan topluyor ve bu puanları nakit olarak harcıyor. Kart kullanıcılarınının yüzde 92'sinin kredi kartlarının ülke ekonomisine olan katkısını onayladığı belirlenen araştırmada, yüzde 56'lik bir kesim, kredi kartların kayıt dışı ekonomi ile mücadelede en büyük silah olarak görüyor.

"Kart Monitör 2009 Araştırması" sonuçlarının açıklanması amacıyla düzenlenen basın toplantısına katılan Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Sertaç Özinal, kart faizlerinden kart ücretlerine kadar, kredi kartları sektöründeki son gelişmeleri değerlendirdi. Araştırmada, Türkiye'de 40 yılı deviren kredi kartlarını, güncel tutum ve alışkanlıkları belirlemek için hem kart kullanıcıları, hem de işyerleri açısından ele aldıklarını söyleyen Özinal, ödemede öncelikli tercihin kredi ve banka kartları olduğunu söyledi.

Araştırmaya göre, aylık alışveriş tutarının yüzde 65'inin kartla yapıldığına dikkati çeken Özinal, "Bunun yanı sıra, kredi kartları ile aylık ortalama 881 TL harcadığımız görülüyor" dedi. BKM'nin araştırmasına göre, en sık kullanılan kredi kartında tüketicilerin en beğendiği özellik, yüzde 50'lik yüksek bir oranla taksitlendirme özelliği olurken, yüzde 27 ile puan toplama özelliği olduğu belirtiliyor. Her 10 kart kullanıcısından 7'sinin alışverişlerinde puan topladığı ifade ediliyor.

-KREDİ KARTI LİMİTİ BİN TL İLE SINIRLIYOR-

Tüketicilerin cüzdanında ortalama 2.2 kredi kartı taşıdığı belirtenen araştırmaya göre, kredi kartları için yüzde 43'lük kesim, aylık bin TL limiti aşmayan kredi kartını tercih ederken, yüzde 74'ü ise limitinin en fazla yüzde 50'sini kullanıyor. Kredi kartı kullananların yüzde 80'I ise borcunun tamamını ödediği görülüyor. Araştırmaya göre, sadece yüzde 20'lik bir kesim, borcunun bir kısmını ödeyerek, kart kullanımının taksit, puan toplama, hızlı alışveriş gibi özelliklerinden faydalanıyor.

Yapılan araştırmada, sorulan "kredi kartınız ile nerelerde ödeme yapmak istersiniz" sorusuna gençlerden ağırlıklı olarak üniversite harçları, yanıtı gelirken, yetişkin tüketicilerden "eve kirasını" cevabı verildi. Elektrik, telefon, doğalgaz, su faturaları, tekel ürünleri, ulaşım, pazar harcamalarında da kredi kartı kullanılması isteniyor

Bankalar, ‘Kriz Varsa Çare de Var' Kampanyasına Destek Vermedi

Bankalardan, 'Kriz varsa çare de var, pazara çık' kampanyasına kredi kartıyla destek vermeleri istendi. Bankacılar,...

Bankalardan, 'Kriz varsa çare de var, pazara çık' kampanyasına kredi kartıyla destek vermeleri istendi. Bankacılar, 'Yanlış kullanımı teşvik eder, tüketici kredileri düşünülmeli” diyerek karşı çıktı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), bazı işveren ve iki işçi sendikasının 'Pazara çık' kampanyasında, bankalara, 'Kredi kartı kullanımını cazip hale getirin, destek verin” önerisi getirildi. Bankalar, “Yanlış kart kullanımını teşvik eder” diyerek karşı çıktı.

Edinilen bilgilere göre, krize yönelik tedbirlerin görüşüldüğü ve kampanya hazırlıklarının ele alındığı toplantıda hükümet yetkilileriyle iş çevleri biraraya geldi. Toplantıda reel sektörden bankalara yönelik, “Kredi kartı kullanımı cazip hale getirin, kampanyaya destek verin” talebi dile getirildi.

Ancak bankacılık sektörü temsilcileri, bu görüşe sıcak bakmadı. Bankacılar, belli bir geliri olan tasarruf sahiplerinin kriz nedeniyle harcama yapmaktan kaçındığı görüşüne katılmakla birlikte, kredi kartı yerine tüketicilerin bireysel kredi kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini savundu.

Bankacılar, kredi kartının bir ödeme aracı olduğu, borçlanma aracı olmadığı yönünde bilinç geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Geçmişte yapılan yanlış kampanyaların kriz ortamında yeniden tekrarlanmasını tehlikeli bulan bankacılık sektörü, kredi kartı faizlerinin tüketici kredisine oranla daha yüksek olduğuna dikkati çekerek, müşterilerini bireysel ihtiyaç kredilerini kullanmaya yönlendiren kampanyalar yürütülmesi gerektiğini söyledi.

'Tulumbaya ilk suyu biz döküyoruz'

TOBB önderliğinde Hak-İş, Türk-İş, TESK, TİSK, Kamu-Sen, TİM, TÜSİAD ve MÜSİAD'ın başlattığı kampanyayı TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Bu girişim ile biz tulumbaya ilk suyu döküyoruz” sözleriyle açıklamıştı.
Hisarcıklıoğlu, “İçinde bulunduğumuz süreçte pek çok sektörde fiyatların aşağıya doğru gittiğini görüyoruz. Kriz, alım için bir dizi yeni fırsat ortaya çıkarıyor. Şimdi tüketimi kesme değil, bilinçli tüketim zamanındayız” demişti. Kampanya duyurusunda halka “Eve kapanma, pazara çık” sloganıyla seslenildi.

MB, 'Kart kullanmayın' demişti.

Tüketicilerin harcama eğilimlerini takip eden Merkez Bankası, global krizin en yoğun olduğu dönemde tüketicileri harcamalarında kredi kartı kullanmak yerine faizleri daha uygun olan tüketici kredilerini kullanmaları için uyarı da bulunmuştu.

Merkez Bankası'nın açıkladığı en son Finansal İstikrar Raporu'nda Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun çıkışından sonra düşüş eğiliminde olan kredi kartında tahsili gecikmiş alacakların Eylül 2008'den itibaren artışa geçtiği görülüyor. Kredi kartlarındaki tahsili gecikmiş alacak dönüşüm oranı bu yılın nisan ayında yüzde 8.7'ye ulaştı

Envai Çeşit Kredi Veriyoruz En Kolay Tahsilat Konutta

Küresel krizin etkisiyle konut kredilerinin geri ödenmesinde yaşanacak sorunların Türkiye'de mini bir mortgage krizine sebep olabileceğinden endişe ediliyordu.

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, kredi geri ödeme istatistiklerinin endişelerin yersiz olduğunu gösterdiğini söyledi. Gayrimenkul kredilerindeki sorunlu oranı yüzde 1 seviyesinde olduğunu, bu oranın kendisini hiç endişelendirmediğini belirten Özince, "Envaiçeşit kredi veriyoruz. Gayrimenkul kredisi kadar sorunsuz hiçbir kredimiz yok." dedi.

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) tarafından düzenlenen Gayrimenkul Zirvesi'nin açılışında konuşan Özince, gelişmiş ülkelerde sorunun konut kredilerinden çıktığını, Türkiye'de ise durumun tam tersi olduğunu belirtti. Gayrimenkul kredilerinde konjonktürden ötürü birtakım bozulmalar olduğunu, ancak bu kredilerin her zaman cazibesini koruyacağına inandığını belirten Özince, "Bu konuda çok ciddi potansiyel var. İnsanlar gayrimenkule sahip olmak istiyorlar, gayrimenkule yatırım yapmak istiyorlar.'' diye konuştu. Özince başta Amerika olmak üzere birçok ülkede büyük sorunlara neden olan konut finansmanının Türkiye'de tam tersi tablo göstermeye devam edeceğini belirterek bu durumdan yararlanmanın mümkün olduğuna dikkat çekti.

Konut kredileri ile ilgili çeşitli teşvikler getirildiğini, ancak ipotek alınmamışsa konut finansmanının bu avantajdan yararlanamadığını ifade eden Özince, "İlla ipotek şart mıdır? İlgili bakanlara ilettik. Para ve sermaye piyasası ile ilgili hiçbir gri alan kalmamalıdır." şeklinde konuştu. Konut kredilerinin tüketici kredisi kapsamında olmaması gerektiğini belirten Özince, eğer konut kredileri tüketici kredisi kapsamında kısıtlanırsa bunun refinanse edilmesini bile engellemenin mümkün olacağını belirtti. Özince'ye göre, Türkiye'de gayrimenkul ve inşaat sektöründe büyük potansiyel bulunmasına rağmen halen gayrimenkulü menkulleştirme ile ilgili değerlendirmeler yapılmaya devam ediliyor. TBB Başkanı, kurumsal yatırımcıyı her ne pahasına olursa olsun gayrimenkulle ilgili yatırım araçlarına sokacak teşvikleri hayata geçirmek gerektiğini vurguladı.

BANKALARIN KÂRI YÜZDE 32 ARTTI

Zirvede, "Gayrimenkul Sektörü İçin Öngörüler" başlıklı raporu açıklayan Dr. Can Fuat Gürlesel, yeni dönemde gayrimenkul fiyatlarının artışında sınırlanma ve gayrimenkul sektörüne aktarılacak finansman olanaklarında sınırlama beklendiğini açıkladı. Bu arada Türkiye Bankalar Birliği, "Türkiye Bankacılık Sistemi Mart 2009" raporunu yayınladı. Buna göre bankaların kârı mart itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 5 milyar TL'ye yükseldi. Yıllık bazda özkaynak kârlılığı yüzde 15,9, yıllık bazda aktif kârlılığı ise yüzde 1,9 düzeyinde gerçekleşti.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Kredi Kartı deyip geçmeyin

Kredi kartı kullanan vatandaşlarımızın mağdur olmaması için 2006 yılında 5464 sayılı kanun, kredi kartları kullanım limitlerine sınırlama getirilmişti. Ne acı ki durum daha vahim hale geldi vatandaş daha da mağdur oldu. Bunun birincil sebebi de bankaların kural ve kanunlara riayet etmemesi oldu. 2006 yılında sıkıntı yaşayan vatandaşların sorunları kredi kartları borçlarına uygun faiz ve sayıda taksit uygulanarak çözülmüştü.

Kanunlarımız kredi kartının nasıl kullanılacağını ve bankaların kredi kartını kimlere nasıl vereceğini 5464 sayılı kanunun halen yürürlükteki 8. maddesinde; ‘’Kart çıkaran kuruluşlar, talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir şekil ve surette kart veremezler. Bu kuruluşlarca genel müdürlük veya şube haricinde kredi kartı talebi toplanabilecek yerler kurumun uygun görüşü alınarak Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği tarafından müştereken belirlenir’’şeklinde açıklar.

Oysaki başta Fevzi Çakmak Caddesi olmak üzere kentin en işlek caddeleri ve çeşitli benzin istasyonlarında bazı bankalar kredi kartı talebi toplayarak 5464 sayılı yasanın 8. maddesini çiğnemektedir. Bazı bankalar ise şube binasının dışına çıkmayarak sokaktan geçen vatandaştan kanun diliyle talep toplamaktadırlar.

Yukarda belirttiğim 8. madde detaylı irdelendiğinde şube haricinde de yani sokaktaki vatandaştan yasaya aykırı olarak talep topladıkları herkesin malumudur. Kanunun ifadesine göre talep sadece banka içindeki müşterilerden toplanması gerekirken sokaktaki vatandaştan talep toplanarak kanun çiğnemektedir

Söz konusu kanun, tüketicilere kredi kartı verilirken ödeme gücünün ölçülmesinde dikkate alınması gereken bir takım kıstaslar ortaya koymuştur. Bu kıstaslar aynı kanunun 9. maddesinde: “Kart çıkaran kuruluşlar, kredi kartı almak isteyen kişilerin yasaklılık veya engel durumu, ekonomik ve sosyal durumu, aylık veya yıllık ortalama geliri, diğer kart çıkaran kuruluşlarca bu kişilere tahsis edilen kredi kartı limiti, bir model veya skorlama sistemi sonuçları müşterini tanı ilkeleri ile 29. Madde çerçevesinde temin edilecek bilgileri dikkate alarak yapacakları değerlendirmeye istinaden kullanım limiti tespit etmek zorundadır’’ denilmekte.

Oysa ki tüketici sorunları hakem heyetlerine intikal eden bazı şikayetlerde tüketicilerin en fazla gelirinin 4 katı olması gereken kredi kartları limitleri gelirlerinin 15-20 katına çıktığı gözlenmektedir.

Kart çıkaran kuruluş tarafından bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm kredi kartları için tanınacak toplam kredi kartları limiti, ilk yıl için, ilgilinin aylık ortalama net gelirinin iki katını, ikinci yıl için ise, dört katını aşamaz.

Yukardaki maddeleri özetlerken; görülmektedir ki bazı bankalar stantların yasak olmasına rağmen müşterileri olarak kabul ettikleri örneğin benzin istasyonlarında sürekli stant açarak kredi kartları pazarlanmaktadır. Bankaların bu denetimlerden yoksun görüntüsü ‘tüketicileri tüketirken’ tüketilenler arasında sadece maddiyat değil canlar da gitmektedir. Tüm bankaları kanunlara uymaya davet eder, kanunlara uyanları tenzih eder, tüketicilerimizin de bankalara kendilerini tükettirmemeleri gerektiğini bir kez daha hatırlatırım… Bankalarla sorun.

Borçlanıyoruz Ama Nasıl ?

Anlaşılan o ki Uluslararası Para Fonu (IMF) meselesi rafa kalkmış bulunuyor. Ne zamana kadar? En azından bizim piyasalarımızda yeni sert bir dalga gelinceye kadar. Yani ucu açık görünüyor. Eğer TL hızla değer kaybeder, faizler sıçrar, borsa düşerse eminim IMF ile anlaşma olasılığı tekrar hükümet tarafından hızla ortaya sürülecek ve yine IMF beklentisi yaratılacaktır. Ama şu anda hükümetin IMF ile bir anlaşma iştahının yüksek olmadığı görülüyor. Ya da diğer bir deyişle bu kanı yaygınlaşıyor. Son bir haftada yapılan bazı açıklamalara bakınca artık herkesin kendisini IMF'siz bir Türkiye'ye alıştırmaya çalıştığı görülüyor. Baksanıza dünya finans piyasalarının önemli oyuncusu olan JP Morgan bile "IMF ile yakın dönemde anlaşma olası görülmüyor" diyor.

Borçlanma cesaretlendirdi

Öte yandan Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer IMF ile anlaşmanın eylüle kalmasında sakınca olmadığını belirtiyor. Her sabah NTV'de beraber program yaptığım ve IMF konusunda yayımlanmış bir kitabı bulunan Hazine eski müsteşarı Mahfi Eğilmez'e göre IMF ile bırakın eylülü, hiç anlaşma olmaması olasılığı bile bir hayli yüksek. Türkiye'de yaygın bir inanç var: "IMF ile ortak bir düzenleme olmamasına rağmen Türkiye dışarıdan rahatça borçlanabiliyor. O halde IMF'ye ne gerek var." Örneklere bakıldığında gerçekten de hem Hazine'nin hem de bankaların dışarıdan borçlanmalarını sürdürdüklerini görüyoruz. Hazine en son mayıs başında 1.5 milyar dolarlık eurobond sattı, hem de 10 yıl vadeli. Üstelik bu kağıtlara gelen talep beş katı gibi yüksek bir düzeyde. Bu ihraçla birlikte yılın ilk beş ayında 2.5 milyar dolar borçlanabilmek Ankara'daki karar vericileri cesaretlendirmiş olsa gerek. Öyle ya IMF'ye ne gerek var, Hazine piyasaya çıktığı zaman rahatça borçlanabiliyor. Bankalar tarafında da durum aynı. Garanti Bankası, Yapı Kredi ve İş Bankası gibi bankalarına ardarda gelen sendikasyon kredilerine bakın.

Maliyetler yükseliyor

Bu resmin bir de diğer tarafı var. Evet dışarıdan borçlanabiliyoruz ama hangi maliyetlerle. Dünya piyasalarında artık kaynak eskisi kadar bol değil. Ve daha uzun bir süre de böyle olmaya devam edecek. İş Bankası bu hafta 570 milyon dolarlık bir sendikasyon kredisi aldı ama bu krediye ödediği toplam maliyet Libor artı 250 baz puan. Oysa eylülde aldığı bir önceki sendikasyon kredisinin maliyeti Libor artı 75 baz puandı. Bu kredi iki yıl önce alınan ve bu mayısta vadesi dolan 900 milyon dolarlık kredinin yenilenmesi olarak görülmeli. Böyle bakınca İş Bankası kredisinde yüzde 63 gibi bir yenileme oranı var. Yani krziden önce olduğu gibi yüzde 100 ve üzerindeki oranlar artık yok. Son dönemde kredi imzalayanlardan bir tek Garanti Bankası yüzde 100'lik bir oranda vadesi gelen kredisini yeniledi.

Koşullar sıkılaşabilir

Diğer bankalar hep ödediklerinden daha az borçlandılar. Ya ihtiyaçları olmadığından ya piyasa koşullarından böyle oldu ama sonuçta dış borç çevirme rasyoları geriledi. Hazine borçlanmalarında da maliyet arttı. Son tahvillere ödenen spread benzer Amerika hazine kağıdının faizinin 448 baz puan üzerinde. Şu anda Libor faiz oranları çok düşük seviyelerde. Bu nedenle spread artışı çok önemli görülmeyebilir ancak 2009 sonu ya da 2010 başında uluslararası piyasa koşulları daha da sıkışabilir. IMF ile anlaşma yapmak bu koşullarda belki çok cüzi iyileşme sağlayacaktır ama IMF'den sağlanacak fon kamunun dış kaynak ihtiyacını azaltabilir. IMF'nin hem kamu maliyesine getireceği disipline hem de sağlayacağı paraya ihtiyacımız olabilir.

Yapı Kredi'den Çiçek Gibi Kredi!


Kredi Tutarı Kredi Vadesi (Ay) Alınacak Ücretler Aylık TL Faiz Oranı (%) Yıllık TL Faiz Oranı (%)
2.500 TL 12 ay 126,98 TL %1,89 %22,70

Yapı Kredi'den çiçek gibi ihtiyaç kredisi.Sizde ihtiyaç kredisi alın,rahatlayın.

Dosya masrafı, grup hayat sigortasını içermektedir. Grup hayat sigortası 30 yaş baz alınarak hesaplanmıştır.
Yapı Kredi Bankası A.Ş. kampanya tarihini ve faiz oranını değiştirme hakkını saklı tutar.


Sisteme Giriş Tarihi : 29.05.2009
Kampanya Bitiş Tarihi :30.06.2009